TARİHİ GELİŞİM

 

-MENÜ-

■ ANA SAYFA

■ iLETİŞİM

■ ZİYARETÇİ DEFTERİ

■ İSTATİSTİKLER

■ ANKETLER

■ DOST SİTELER

■ YAĞCIBEDİR HALISI

■ TARİHİ GELİŞİMİ

■ GÜNÜMÜZDE YAĞCIBEDİR

YAĞCIBEDİR'İN DİLİ

■ YAĞCIBEDİR ÖZELLİKLERİ

■ YAĞCIBEDİR'İN ÖLÇÜLERİ

DİĞER HALILAR

■ BASINDA YAĞCIBEDİR




Sındırgı yöresinde Yağcıbedir halılarının ne zamandan beri dokunduğu belli değildir.Dokuyucular, bu mesleği atalarından öğrendiklerini, ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını bilmediklerini ifade etmektedirler. Günümüze gelebilen en eski halılar 100-150 yıllıktır. Müzelerde bildiğimiz eski örneği yoktur. Yörede dokumacılığın Türklerin bölgeye geldikleri andan itibaren başladığını, ancak, XIX. yy. sonlarından itibaren yaygınlaştığını söylemek mümkündür. Halı eskiden satmak için değil, Sepi (çeyiz) amacıyla dokunmaktaydı. Sındırgılı ailelerde eski halılar halen mevcuttur, Bu halılar seccade şeklindedir. Döneminde bütün örneklerin aynı ölçülerde dokunduğu yaşlı dokuyucular tarafından ifade edilmektedir. Sındırgı yöresinde eskiden her ailenin kendi beslediği koyunları vardı. Yün kendi koyunlarından elde ediyorlardı. Koyunların yünü yılda iki kez kırkılır (kesilir), baharda kırkılana yapağı, güzün (sonbahar) kırkılana da yün adı verilirdi. Eskiden, dokuma ipliği yalnızca yapağından elde ediliyordu. Yünden yapılan halılar kıymetli sayılıyordu. Bazen çözgü ipinde pamuk da kullanılmaktaydı. Bu nedenle çarşıda hazır satılan fabrika ipi alınmaktaydı. İpini kendisi eğirenler ipliği elde etmek için iğ ve çıkırık (çıkrık) kullanıyorlardı. Yörede ahşaptan yapılmış, burgulu tezgâhlar yaygındı. Halıda dik atılan iplere eriş (çözgü ipi), yan atılanlara argaş (atkı ipi), düğüm ipine de ilme adı verilmekteydi. Yağcıbedir halılarında yakın zamanlara kadar, halk arasındaki deyimleriyle, gök boya (mavi), san (koyu kırmızı), narınç (kahverengi) ve beyaz renkler görülmekteydi. Halk arasında bu boyalara boyalık (kök boya) deniyordu. Bu renklerden her biri farkı şekillerde elde ediliyordu:

Gök boya (mavi): Ilıbada kökü, tuzsuz ekşi hamur ve çivit'ten yapılıyordu: Yörede yetişen ılıbada bitkisinin kökleri sökülüp kurutuluyor ve eziliyordu. Tuzsuz ekşi hamur hazırlanıp bir beze bağlanarak kazan içine konuyordu. Kazan sıcak su ile dolduruluyor ve karışım 15 gün boyunca bu su içinde bekletiliyordu. Ayrı bir kazan içine ılık su dolduruluyordu. Dövülerek ezilen ılıbada kökü kazana atılıp, kaynatılıyordu. Bu kazan içinde, ılık halde, 24 saat bekletilen ekşi hamur ve ılıbada kökleri alınıp, iki kazandaki su birleştiriliyordu. Bu karışım suyu içine biraz çivit katılıp, boyanacak ipler bu kazan içine konuyordu. Suyun devamlı ılık kalmasını sağlamak için de kazan hafif ateşte tutuluyordu. Karışım köz halindeki ateş üzerindeki kazan içinde bir gün bekletiliyordu. Arada bir rengi alıp almadığı kontrol ediliyor. İstenilen renk elde edilmişse ipler kazandan alınıp, soğuk su ile durulanıp kurutuluyordu, Eğer istenilen renk elde edilmemişse, ipler istenilen ton elde edilinceye kadar kazan içinde beklemeye devam ediyordu.

Sarı (koyu kırmızı): Boyalık otu (kök boya), tetre (kavak ağacı filizi), sentetik kırmızı boya ve şap ile yapılıyordu. Tetre (kavak filizi) bir kazan içine konuyor, üzerine şap atılıp ve kaynatılıyordu. Kaynama sırasında boyanacak ipler kazana konulup, bir süre sonra ipler tetre denilen sarımtırak bir renk almaya başladığında kavak filizleri (tetre) kazandan çıkartılıyor, kazandaki su içine kırmızı renkli sentetik boya ve boyalık otu (kök boya) ilave edilip, tekrar kaynatılıyordu. istenilen renk elde edildiğinde kazandan çıkartılan ipler soğuk su ile durulanıp kurutuluyordu.

Narınç (kahverengi): Kekik, boş yaprağı (ada çayı), şap, kırmızı ve siyah renkli sentetik boya ile yapılıyordu. Kekik ve boş yaprağı içi su dolu bir kazana konularak kaynatılıyor, kaynama sırasında ipler kazana konuyordu. Sarımtırak bir renk alıncaya kadar kaynatılan ipler kazandan çıkartılıyor, kazanda kalan su, boş yaprağı ve kekik üzerine bir miktar kırmızı renkli sentetik kırmızı ve siyah boya ilave edilip, tekrar kaynatılıyordu. Boyayı iyice emdiğine ve istenilen rengi aldığına kanaat getirilen ipler kazandan çıkartılıyor, soğuk su ile durulanıp, kurutuluyordu.

Beyaz: Yıkanmış, temiz ipler saf olarak kullanılmaktaydı. Eski halılar genellikle 40 x 40, 45 x 45 kaliteydi. Türk düğüm tekniğiyle dokunmaktaydı. Çözgü ipleri tezgâha aktarıldıktan sonra 20 cm saçak bırakılır ve halkın pavraz dediği, 3-4 parmak kalınlığında, kilim şeklinde, topraklık kısmı dokunuyordu. Daha sonra da ilme (düğüm) atılmaya başlanır, her düğüm sırasından sonra iki argaş (arğaç) ipi geçirilirdi. Her argaşdan sonra baskı ipi (sicim ipi) atılıp kirkitlenirdi. Kirkitleme işleminden sonra da baskı ipleri çıkartılırdı. Halı bitiminden sonra yine pavraz tutulup, saçak bırakılırdı. Dokuma sırasında kirkit, bıçak ve makas kullanılmaktaydı. Eskiden yörede yarı yatık ahşap tezgâhlar kullanılmaktaydı. Bir halı tezgâhında, yerel deyimlerle, halı direği (yan ağacı), halı ağacı (alt-üst bazı), diki çumağı (mezar çubuğu), burgu (gerdirme kolu), germe (yatay tezgâhı ayakta tutan desteğin gergifiği), gelemara (varangclen), güzi ağacı (kücü) bölümleri bulunmaktaydı. Yağcıbedir halılarının eski örneklerinde üç veya dört desen hakimdi. Bu desenler, günümüzdeki gibi, her halıda farklı yerlerde kullanılıyordu. Böylece halıda çok desen varmış gibi görünüyordu. Bu halıda dıştan içe doğru, dar su, geniş su, mehrep (mihrap) ve tarla (zemin) bölümleri bulunurdu. Bunlardan her biri ayrı desenle süslenirdi. Dıştaki dar sularda genellikle karagöz, deveboynu, kertikli su, yılan kemiği, geniş su bölümünde, daraklı su, sarılı su, incili su, kocabaş motifleri yer alırdı. Mihrap köşeliklerinde yoz denirdi. Bu bölümde koyun gözü, ay-yıldız, Hacı Hüseyin elması, kocabaş desenleri bulunurdu. Mehrep (mihrap) merdiven halinde daralarak yükselir ve kesişme noktasında elibelinde şeklinde sona ererdi. Bu desene de bayrak denirdi. Mihrabın içini ise saksılı çiçek, vagon çiçeği, civa (süngü), el desenleri süslerdi. Yagcıbedir halılarının eski örnekleri genellikle seccade şeklindeydi. Yastık, heybe tipleri de dokunmaktaydı, seccade halıları genellikle 60 x 100 cm. boyundaydı. Eskiden bu halılar daha çok yer sergisi ve duvar süslemesinde kullanılmaktaydı.

 

Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=