GÜNÜMÜZDE YAĞCIBEDİR

 

-MENÜ-

■ ANA SAYFA

■ iLETİŞİM

■ ZİYARETÇİ DEFTERİ

■ İSTATİSTİKLER

■ ANKETLER

■ DOST SİTELER

■ YAĞCIBEDİR HALISI

■ TARİHİ GELİŞİMİ

■ GÜNÜMÜZDE YAĞCIBEDİR

YAĞCIBEDİR'İN DİLİ

■ YAĞCIBEDİR ÖZELLİKLERİ

■ YAĞCIBEDİR'İN ÖLÇÜLERİ

DİĞER HALILAR

■ BASINDA YAĞCIBEDİR




GÜNÜMÜZDE SINDIRGI YÖRESİ YAĞCIBEDİR HALILARI

Sındırgı yöresinde eskiden hemen her köyde halı dokunuyordu. Günümüzde sadece Karakaya, Alaklı, Çakıllı, Eğridere ve Bigadiç'e bağlı Kayalıdere köylerinde dokuma yapılmaktadır. Ova köylerinde dokuma yoktur. Sındırgı Yağcı bedir halıları denildiğinde de adı geçen köylerde dokunan halılar akla gelmektedir. Günümüzde Sındırgı'da halı, eskiden olduğu gibi, sepi (çeyiz) eşyası ya da satmak amacıyla dokunmaktadır. Sepi olarak hazırlandığında, her genç kıza en az 10 halı verilir. Hali vakti yerinde ise bu sayı 15-20'yi bulur. Ayrıca oğlan tarafı da 5-6 halı, çul, kilim, heybe verir. Oğlan tarafı bunun dışında 10 adet sarılira, l adet armalı altın (beşibirlik) alır. Yakın zamanlara kadar armalı altın almak büyük zenginlik işaretiydi. Gelin adayı armalı aldırmak için nazlanırdı. Oğlan tarafı kıza oğlumuzu al sana kandil götü gibi armalı alacağız diyerek İkna ederdi. Davetiye yerine mandil (mendil), havlu, gömlek, hintyüzlüğii (başörtü) gönderilirdi. Hintyüzlüğünü gelin, kaynata (kayınpeder) elini öperken takardı. Bugün bu gelenekler kalkmıştır. Daha çok buzdolabı, televizyon, koltuk takımı gibi günümüz eşyaları alınmaktadır. Sındırgı yöresinde yaşayan halkın yakın zamanlara kadir yaylacılık yaptığı, Nisan-Ekim aylarında Akdağ'da yaylaya gittikleri bilinmektedir. Bahar başlangıcında Simav yönündeki, İzzeddin, Söğütçük, Yeniköy, Asar Köy yoluyla Akdağ'a ulaşılıyordu. Sonbaharda yeniden Sındırgı'ya dönülüyordu. Bununla ilgili halk arasında halen söylenen, "Akdağ yaylasında kaldı benim mezarım Gördes pazarı benim pazarım" dizleriyle başlayan bir türkü vardır.10 Yaylacılıkla ilgili halk arasında maniler de bulunmaktadır. Gençlerden biri yaylacılık yapıldığı dönemlerde aşık olduğu kızın peşinden yaylaya gitmiş. Kıza ayna tutmuş. Aynanın şavkından (yansıma) kız oğlanın geldiğini anlamış. Oğlan, kızla fırsatını bulup görüşebilmek için yaylanın soğuğunda üç gece üşüyerek beklemiş ve şu maniyi söylemiş: "Akdağ'a kara gittim Kar değil, yare gittim. Şu pürçeğin altında Üç gece sabah ettim". Sındırgı yöresinde yaşayanların yaylacılık hayatı, halk arasında söylenenlere göre, yaklaşık 1945 yıllarına kadar sürmüş, 1945 senesinde Karakaya ve Eşmedere Köyleri iskan edilmiştir. En son da Karakaya Köyü'nden Ahmetçe diye tanınan bir vatandaşın yerleşik hayata geçtiğini hatırlayanlar vardır.12 Günümüz Yağcıbedir halılarının malzemesi yündür. Çözgü ipinde pamuk kullananlar da vardır. Daha çok hazır fabrika ipliği tüketilmektedir. Yakın zamanlara kadar yünün iplik haline getirilmesinde iğ ve halkın çıkırık dediği çıkrık kullanılmaktaydı. En iyi iğ alfat (ahlat-ahlet) ağacından yapılırdı. İpleri yumak yapmak için de geçere denilen, kendi ekseni etrafında dönen bir aletten yararlanılıyordu. Günümüzde terkedilmiş durumdadır. (Resim 9) Halıda dik atılan iplere eriş (çözgü), yan atılanlara argeş (araç-arageçki) düğüm ipine de ilmek denir. Her düğüm sırasından sonra iki argeş (argaç) atılır. Dokumada Türk düğüm tekniği kullanılır. Dokuma sırasında kirkit, makas ve bıçak'tan yararlanılır. Kirkit'ni sert ve ağır olması için akça ağaçtan yapılır. Sındırgı yöresinde halının dokunduğu tezgâha günümüzde halı ağacı denilmektedir. Ahşaptan yapılan halı ağacı, yerel deneyimlerle, direk (yan ağacı ), üst ve daban ağacı (bazı), güzü ağacı bölümlerinden meydana gelir. Üst ve daban ağacını gerdirmek için burgu (gerdirme kolu), çözgü iplerini açmak için de gelenvaran kullanılır. Halı ağacı akağaçtan, burgu ise küren (kızılcık) ağacından yapılır. Yağcıbedir halılarında kalite sıyırdım hesabı, düğüm sayısı ve desen ipliğine göre belirlenir. Halk arasında bir sırada atılan düğüm sayısına sıyırdım denir. İki dokuyucu günde 50-60 sıyırdım dokuyabilir. 120 x 200 cm boyutundaki bir seccadede yaklaşık 1000-1050 sıyırdım bulunur. Halk arasında desen ipliğinin kg. ağırlığı da kalite birimi sayılır. Yine halk arasında her bir çözgüye tel denir. İki tel üzerine bir düğüm atılır. Tel üzerine atılan düğümlerin sıklığı kaliteyi belirtir. Tüccarlar arasında 10 x 10 cm. den geçen (l dm2) düğüm sayısı kaliteyi ortaya koyar. Günümüz Yagcıbedir halılarında 10 x 10 cm. de yaklaşık 40 x 40, 45 x 45 düğüm vardır. İçlerinde daha kötü örnekler de mevcuttur. Günümüz Sındırgı Yağcıbedir halılarında kırmızı, kahverengi, lacivert, siyah ve beyaz renkler hakimdir. İpler yakın zamanlara kadar yalnızca evlerde boyanırken günümüzde atölyelerde boyanmakta veya boyanmış hazır fabrika ipliği tüketilmektedir. Ev ve atelyelerde boyananlarda tabiî ve bitkisel boyalarla sentetik boyalar karıştırılarak kullanılmaktadır. Halk arasında tabiî ve bitkisel boyacılık daha yaygındır. Dokumanın tabiî ve bitkisel boyalarla yapıldığını belirtmek için şu deyim kullanılır. "Yedi dereden suyumu aldım Yeditepeden otunu topladım" Yağcıbedir halılarında kırmızı renk ceviz tetiri ve kırmızı renkli sentetik boya, siyah ceviz tetiri'den, mavi dibada kökü suyu ve ekşi hamur'dan yapılır. Beyaz saf olarak kullanılır.13 Kırmızı: Ceviz tetiri ilkbaharda elde edilir. Kurutulur. Su dolu bir kazanda kaynatılır. Önce kahverengi, sonra siyaha dönüşür. Kazandan alınan su içine boyanacak ipler konulur, içerisine kırmızı renkli sentetik boya katılarak yeniden kaynatılır. Kaynama sırasında karışım içine şap ilave edilir. İstenilen renk elde edildiğinde kazandan alınıp, durulanır ve kurutulur.

Siyah: Kırmızı rengin eldesi sırasında karışım suyu siyah bir renk aldığında içine boyanacak ipler katılır. İçerisine bir miktar şap atılır ve kaynatılır. İstenilen ton elde edildiğinde kazandan alınan ipler durulanıp, kurutulur.

Mavi: Halk arasında mavi ya da lacivert diye tanınan bu rengin eldesi eski usûllere benzer şekilde elde edilir.

Beyaz: Saf olarak kullanılır. Yağcıbedir halılarında desene örnek denir.15 Örnek ezbere ve her halıda yeri değiştirilerek dokunur. Desen kağıdı kullanılmaz. Bir halıda dıştan içe doğru gıyı suyu, geniş su, mihrap bölümleri bulunur. Bunlardan her biri farklı desenlerle süslenir. Gıyı suyu halının en dışında yer alır. Halılar kıyı suyu süslemesine göre, karagöz vb. adlarla isimlendirilir. Kıyı suyu, halk arasında kerkitli su, Karagöz-kesme şeker, heybe suyu-tırnak-boncuklu su, deve boku gibi isimlerle anılan küçük motiflerle süslenir.16 Bazen desenler arasında geçişi sağlar. Bu durumda da hudut adını alır. Kertikli su testere dişine benzer bir süslemedir. Halının en dışında, kilimden halıya geçiş kısmında kullanılır. Tüm Anadolu'da görülen bir süslemedir. Kertik, kertme, kertikli su gibi değişik isimlerle tanınır. Karagöz-kesme şeker gibi isimlerle anılan süslemeler küçük, karo şekilli bir bezemedir. Günümüzde daha çok Karagöz adıyla bilinmektedir. Deve boku diye anılan motif yan yana dizildiği için kervan yoluna benzetilmektedir. Halk arasında kervan yolu ismiyle de bilinir. Geniş su bölümü heybe suyu, deve boynu, kedi daşşa, tarak veya Emine Delirten denilen desenlerle süslenir. Deve Boynu-Emine Delirten motifi yeni bir süslemedir. Zehra Aba (abla) isimli bir kadın tarafından geliştiril- j mistir. Anlatılanlara göre, Zehra Aba İstanbul'dan getirttiği bu deseni dokumuş. Bunu gören Emine'de dokumak istemiş ama bir türlü becerememiş. Bu sebeple desene Emine delirten denmiş. Tarak motifi koç boynuzu veya elibelinde şekilli bir süslemedir. Karşılıklı ama bir ters bir düz (şaşırtmak) dizilmiştir. Görünüm açısından tarağa benzediği için bu isimle bilinmektedir. 15-20 yıl öncesine kadar çok yaygınken günümüzde çok az görülmektedir. Halılar genellikle çift yönlü bir mihrapla çevrilidir. Mihrabı çevreleyen dikdörtgen çerçeveye hörgüt beyir denir. Halk arasında horgüt kalabalık anlamında kullanılır. Eşeğe ise beyir denir. Halkın ifadesine göre beygir eskiden çok kıymetliymiş. Göçebelik döneminde yük taşımada kullanılırmış. Bir beygire Sındırgı çukurunda (ova) 500 dönüm tarla verirlermiş. Yağcıbedir halılarında mihraplar merdiven halinde daralarak yükselir ve tepe noktasında birleşerek çengel görünümü alır. Günümüzde halk arasında buna öreke denmektedir. Mihrabı ayakta tutan yan çizgilere mihrabın doğrusu (mihrabı doğru tutan direk) adı verilir. Halının iç kısmına tarla denir. Tarla, halkın civa veya kartal kanadı, yıldız-oba dediği desenlerle süslenir: Civa-kartal kanadı motifi halının başlangıç ve bitiminde simetrik işlenir. Halının başlangıcındaki civa motifine ilk civa, bitimdekine de son civa adı verilir. (Resim 9-10) Civa içini yıldız motifi doldurur. Civa motifi bazen bir çadıra benzetilir. Halk arasında göçebelik döneminde kullanılan, beşik çatı şekilli çadıra tulluk denir. Civayı ayakta tutan direklere do tulluğun direği adı verilir. Civa-kartal motifi halk arasında hak, nizam, ölçü gibi kutsal ve sembolik bir anlam taşır. Halk arasında; "Kartal olup uçsan da,terazi nizam var, haksızlık yapma"şeklindeki bir deyimle ifade edilir. Halının içi genellikle yıldız deseniyle de doldurulur. Yıldız motifine halk arasında oba da denir. Yörük obasını sembolize eder. Halk arasında anlatılanlara göre, "Yağcıbedir yörükleri üç oba imiş. Zaman içinde, otlak-su bulabilmek için birbirlerinden ayrılmışlar. Bunlardan birisi Sındırgı yöresine gelip yerleşmiş." Yıldız (oba) motifi bu obayı sembolize etmektedir. Halıların köşelik bölümleri kocabaş (köpek), goyun gözü (koyun gözü), çınar yaprağı, mevşe, el, davul tokmağı desenleriyle süslenir. Bu motifler halının başlangıç ve bitiminde simetrik olarak yer alır. Kocabaş motifi köpeği sembolize eder. Koyun gözü motifi koyunun gözüne benzetilir. Çınar ağacının yapraklarına benzeyen desenler de çınar yaprağı denir. Menekşeye halk arasında menevşe denir. Bir çiçek motifidir. El motifi insan figürüne benzer bir desendir. Bu motifle dokunan halılar kıymetli sayılır. Bu sebeple de bu halılara elli halı adı verilir. Davul tokmağı motifi çok yeni bir desendir. Son yıllarda Zehra Aba isimli biri tarafından geliştirilmiştir. (Resim 9) Günümüz Yağcıbedir halılarında daban (taban) halısı, seccade, yolluk, çeyrek, heybe çeşitleri dokunur: Daban halıları 4 m2 civarındadır. Son yıllarda yaygınlaşmıştır. Seccadeler 2,5 m2 ölçüsünde ve 120 x 215 cm boyutundadır. Namazlık halıları 50 x 90 cm. dir. Çeyrek halılar ise 125 - 130 x 90 cm. ölçülerindedir. Yağcıbedir halılarının ipi Isparta'daki iplik fabrikalarından alınmaktadır. Satıcıların ifadesine göre, 120 x 215 cm. boyutlarındaki bir seccade yaklaşık, dokumasıyla birlikte 20-30 milyon TL'ye mal edilmektedir. En düşük kalitelisi 35 x 45 milyon, en iyisi de 75 x 80 milyon TL' ya satılmaktadır. Daban (Taban) halısı 150-300 milyon TL. arasında değişiyor. Çeyrek halı (90 x 130 cm) 15-20 milyon TL. mal edilip, 40 milyon TL'den alıcı buluyor. Tüm bu halılar iç piyasa da tüketiliyor.

 

 

Bugün 1 ziyaretçi (2 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=